2009 Yılbaşı kutlama mesajları

Ekleyen : admin - Aralık 19th, 2009

2009 yılı acılarımızla, sevinçlerimizle geride kalıyor. Umarım 2010 size daha fazla umut, daha fazla sevinç ve daha fazla mutluluk getirir. MUTLU SENELER…

2010 yılı öyle bir yıl olsun ki, 2010 yılının tüm olumsuzluklarını bize unutturabilsin.. İsteklerimizin gerçekleşeceği bir yıl dileğiyle..

Bulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğiyle.. İyi yıllar!

2010 yılında da hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğimle. İyi ve sağlıklı seneler!

2010 yılının sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesi dilekleriyle. Neşe dolu yıllar!

Baharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi yeni yılda da tüm güzellikler sizinle olsun. Mutlu ve sağlıklı yıllar!

Her Yeni Yıl, yeni tazelenen umutların, çoğalan sevgilerin habercisidir. 2010 yılı da böyle olsun ama hep güzel olsun.. Nice Yıllara..

Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!

Mutluluk bankasının sevgi ÅŸubesinde, 2010 no’lu hesabınıza, 365 gün daha yatırılmıştır. Mutlu bir ÅŸekilde harcamanız dileÄŸiyle.. MUTLU YILLAR…

Sevgi bestesinin tınılarını yüreÄŸinizde hissedeceÄŸiniz, ümitlerinizin dostluklarla pekiÅŸeceÄŸi, gülücüklerinizin hiç bitmeyeceÄŸi, barış dolu bir yıl dileÄŸiyle…

Yine yeni bir yıl var kapımızda. 2010 yılına gireceğimiz şu günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle. Geleceğinizi oluşturacak her yeni gün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi mutlu edecek şekilde olsun! İyi Seneler!

Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara!Yeni yılda, her şeyin gönlünüzce olmasını diler, tüm beklentilerinizin gerçekleşmesini temenni ederim.

YENİ YILDA; Hayatı tutabilmek, Sevgiyi kaçırmamak, KeÅŸke dememek için düşlerini ikiyle çarp bu kez… Ve onları gerçekleÅŸtirecek zamanı ayır kendine… MUTLU YILLAR!!

Söz verirken dikkat!

Ekleyen : admin - Aralık 13th, 2009

Sözünü tutmayan birinin beynindeki belirli bölgelerde benzer hareketlilikler tespit edildi. Yöntem geliştirilebilirse, şartlı tahliye edilen hükümlülerin sözlerinde durup durmayacakları konusunda ön tahmin yapılabilecek.

NewScientist dergisinin haberine göre Zürih Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ‘oyun’da ‘yatırımcı’ ve ‘işletmeci’ olarak belirlenen iki grup arasındaki alışveriş izlendi ve aynı esnada tarafların beyin taramaları yapıldı.

Oyunun ilk aşamasında yatırımcı gruba gerçek para verildi ve bu parayı işletmeci gruptan seçeceği kişilere ‘kredi olarak dağıtması’ istendi. Kural olarak yatırımcının verdiği paranın beş kat olarak geri dönmesi öngörüldü, ancak paranın yatırıldığı kişilerden her hangi bir taahhüt alınmadı.

İkinci aşamadaysa, kredi verilen işletmecinin ‘sözü’ senet sayıldı. Ve beklendiği üzere deneyde yer alan ‘işletmeci’lerin hepsi, aldığı para beşe katlandığında kazancını yatırımcıyla paylaşma sözü verdi. Oyun sonunda bazı işletmecilerin sözünde durduğu, bazılarının ise değişik bahanelerle kazancı kendisine sakladığı görüldü.

BEYİN YALAN SÖYLEMİYOR
Thomas Baumgartner liderliğindeki ekibin deneyinde, işletmecilerin yatırımcıya sözlü olarak verdiği gelir paylaşımı raporu sırasında beyin taramaları yapıldı. İşlevsel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) tekniğiyle yapılan taramalarda, sözünü tutmayıp geliri kendisine saklayan işletmecilerin beynindeki belirli bölgelerin yatırımcıya ‘yalan söylerken’ hareketlilik gösterdiği tespit edildi.

Hareketlilik görülen dorsolateral preforontal korteks, anterior singulate korteks ve amygdala bölgeleri, kişinin hissiyatı hakkında bilgi veren bölgeler olarak biliniyor. Baumgartner’a göre sözünde durmayan işletmecilerin beynindeki bu bölgelerde görülen ortalama üstü hareketlilik, ‘suçluluk duygusu’ veya ‘kötü bir şey yapmanın verdiği huzursuzluk veya heyecan’dan kaynaklanıyor.

Üstelik bu hareketlilik bazı kişilerde hem parayı almak için söz verirken, hem de geri ödeme yapamayacağını yatırımcıya bildirirken görüntülendi. Bu da o kişilerin taahhütlerini tutmayacaklarını baştan bilerek ya da hissederek parayı aldıklarını gösterdi. Beklendiği gibi bu kişilerin hiç biri sonradan fikrini değiştirip kazancını yatırımcıyla paylaşmadı.

Gerçek hayatta sözünü tutmama eğiliminde olanların süreç içindefikrini değiştirip doğru davranmayı da seçebileceğini söyleyen Baumgartner, deneylerle beyindeki hareketliliklerin davranışla ilişkisini belirlemeyi amaçladıklarını vurguladı.

Baumgartner, ileride şartlı tahliye gibi adli amaçlarla bu teknolojinin ‘yardımcı olarak’ kullanılabileceğini, ancak buna dayanarak kişi davranışları hakkında kesin yargılarda bulunmanın yanlış olduğunu sözlerine ekledi.

kaynak : habertürk

Şarap seven kadınlar dikkat!

Ekleyen : admin - Aralık 13th, 2009

ABD’nin California Eyaleti’nde yapılan araÅŸtırma, haftada 3 kere ÅŸarap içmenin meme kanseri tedavisi görüp iyileÅŸen kadınlarda hastalığın nüksetme olasılığını yüzde 30 artırdığını ortaya çıkardı.

“Kaiser Permanent Division of Research” adlı araÅŸtırma merkezinin araÅŸtırmasına göre, meme kanseri teÅŸhisiyle tedavi gören ve tamamen iyileÅŸen kadınlardan özellikle menepoza girenlerin ve aşırı kilolu olanlarının alkol tüketimine dikkat etmesi gerekiyor.

GAZETE HABERTÜRK / DIŞ HABERLER

Kaygının azı yarar, çoğu zarar

Ekleyen : admin - Aralık 13th, 2009

Siz de SBS, YGS ve LYS sınavlarına mı hazırlanıyorsunuz? Sınav gününü hatırlayınca heyecanlanıp sınavda başarılı olamamaktan mı endişe ediyorsunuz?

Kaygı da öfke, mutluluk, sevinç, korku gibi hayata uyumumuzu saÄŸlayan duygularımızdandır. Ölçülü olduÄŸu takdirde, gizli güç kaynaklarımızı ortaya çıkarır. Bunun için kiÅŸinin hedefi ile mevcut imkânları, bilgi beceri ve yeteneklerinin birbiriyle uyumlu olması gerekir. Kaygı ile birlikte, “baÅŸaracak potansiyelim var, elimden geleni yapmalıyım” olumlu düşüncesi ile duyulan tatlı bir heyecanla vücutta adrenalin ve serotonin (mutluluk hormonu) gibi hormonlar salgılanarak motivasyon artar.

Bununla beraber kaygı, aşırı olduğunda dikkat dağılmasına yol açıp başarıyı düşürür.

Bütün sınavlar aynı deÄŸildir ve bazıları kiÅŸiyi zorlar. KiÅŸi sürekli önceki sınavlardan yüksek kaygı duyduÄŸu zamanları hatırlayıp “Ya sınav kaygısından cevapları unutursam veya karıştırırsam, ya kontrolümü kaybeder sınavdan çıkmak zorunda kalırsam” ÅŸeklinde düşünürse ortaya çıkan aşırı kaygı, istem dışı çalışan sinir sistemini olumsuz ÅŸekilde etkiler. Kan basıncı, kalp atışı, solunum sayısında artma, kan ÅŸekeri yükselmesi, mide bağırsak hareketlerinde artış, ağız kuruluÄŸu, göz bebeklerinde geniÅŸleme, titreme, diÅŸlerin ve yumrukların sıkılması, terleme, baÅŸ aÄŸrısı, baÅŸ dönmesi, bulantı, güçsüzlük gibi belirtiler ortaya çıkar. Ruhsal yapıya yansıması ise ÅŸaÅŸkınlık, korku, panik, takıntılı düşünceler vb.dir. Uzun sürdüğü takdirde profesyonel destek gerekir. Hiçbir öğrenci, yıllardır hazırlandığı sınavda sadece duygu ve düşüncelerini kontrol altına alamadığı için baÅŸarısız olmak istemez.

Kaygılarımızı nasıl kontrol altına alabiliriz?

Gevşemeyi öğrenin: Doğru nefesle birlikte gevşemeyi öğrenmek kaygıyı kontrol altına almanızı kolaylaştırır. Birçok kişi kaygılı olduğunda neredeyse nefes almayı unutur, kasları bilhassa boyun, omuz, göğüs ve bel kasları gerginleşir. Doğru şekilde alınan nefes, gerginliklerinizi azaltır.

Sağlığınıza önem verin; Uykunuzun düzenli, beslenmenizin çeşitli ve dengeli olmasına dikkat edin. Çay, kahve, kola gibi kafein içeren içecekleri, şeker içeren yiyecekleri ölçülü tüketin. Daha çok taze veya kuru meyveyi tercih edin. Günde en az 8 bardak su için. Yaşınıza uygun spor yapın. Zira spor, biriken toksinleri de atmaya yardımcı olur ve zihinsel gücü artırır.

Olumsuz düşünceleri engelleyin: Mükemmeliyetçi kişiler hata yaptıklarında bunu genelleyerek hep hata yapacakları kaygısı duyarlar. Sürekli kaygı ise stres hormonlarının salgılanmasına yol açar. Bu da çalışma isteğini ve performansı azaltır.

Olumlu düşünceler üretin: Yapabildiklerinizi görün ve başarılı olduğunuz sınavları hatırlayın. Olumlu düşünmek kaygıyı düşürdüğünden motivasyon ve başarıyı yükseltir. Olumlu düşünme gayret ve çalışma ile ilişkili ve gerçekçi olmalıdır.

Doğal güzelliklere vakit ayırın: Sadece ders çalışmak aşırı yorgunluğa yol açıp stresi artırır. Hafıza bantlarınızı güzelliklerle dolduracak şekilde doğal ortamlarda bulunun. Güzel manzaraların, güzel kokuların, su sesi, kuş sesi gibi güzel seslerin; kişinin gevşeyip dinlenmesine, olumlu düşünceler üretmesine ve stresin gereken seviyede tutulmasına yardımcı olan etkileri vardır.

Şimdiyi düşünün: Her şeyden önce zihninizi canlı tutmaya önem verin. Zihinsel rahatlık ve bedensel huzur başarınızı artırır. Geçmişte yapamadıklarınızı ve gelecekte olabilecekleri (kazanmazsanız anne-babanızın üzülmesi vb.) düşünmek yerine içinde bulunduğunuz süreçlere ve neler yapabileceğinize odaklanın.

Kendinizi değerlendirin: Bir an yarın sınav varmış gibi düşünün. Önünüzde birkaç ay olsa da her geçen gün sizi sınava biraz daha yaklaştırdığından her güne önem verin ve yapabileceklerinizi ertelemeyin. Bildiğiniz konuların hepsini birden hatırlayamazsınız. Ne kadar yeterli öğrendiğinizi ancak farklı soruları çözerken anlarsınız. Hızlı bir tarama, az çalıştığınız konuları da hatırlamanızı kolaylaştırır.

Sınavda güzel sürprizler olabilir: İyi kavrayamadığınız konularda da size kolay gelen sorular çıkacaktır. Sınav esnasında bu soruları gözden kaçırmayıp sevinçle cevaplandırmaya hazır olun. Kaygısını kontrol edebilen ve sadece yapabildiklerine odaklanan kişiler sınav günü maksimum seviyede performans göstermektedir.

ZAMAN

Sigarayı mutlaka bırakın

Ekleyen : admin - Aralık 13th, 2009

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ket Alkan, soÄŸuk havalarda vatandaÅŸların yakalanabilecekleri hastalıklardan biri olan Kronik Obstrüktif AkciÄŸer Hastalığı (KOAH)’na karşı dikkatli olmalarını istedi. KOAH’ın Türkiye’de ‘en az teÅŸhis ve en yetersiz tedavi edilen’ hastalıklardan biri olduÄŸunu söyleyen Dr. Alkan, “KOAH, bulaşıcı bir hastalık deÄŸildir. Ancak hasta mutlaka sigarayı bırakarak duman ve kirli havadan uzak durmalıdır.” dedi.

Dr. Serap Ket Alkan, KOAH’ın solunum yollarında kronik iltihapla beraber geriye dönüşü olmayan daralma ve akciÄŸer dokusunda harabiyet yapan bir akciÄŸer hastalığı olduÄŸunu söyledi.

Dr. Alkan, sürekli öksürük, balgam ve her geçen yıl şiddeti daha da artan nefes darlığının, hastaların en çok yakındığı şikâyetlerin başında geldiğini ve insanların yaşam kalitesini bozduğunu dile getirdi.

Alkan, Türkiye’de ‘en az teÅŸhis ve en yetersiz tedavi edilen’ hastalıklardan biri olan KOAH’ın kamuoyunun en az bildiÄŸi hastalıklar arasında yer aldığının altını çizdi.

Hastalığın Dünya SaÄŸlık Örgütü verilerine göre dünyada; kalp krizi, felç ve akut akciÄŸer enfeksiyonlarından sonra en önemli 4′cü ölüm nedeni olduÄŸunu söyleyen Dr. Alkan, “Tüm dünyada 600 milyonun üzerinde KOAH’lı bulunmaktadır. Dünyada her yıl 3 milyonun üzerinde ülkemizde ise 26 binden fazla kiÅŸi KOAH yüzünden ölmektedir.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

“KOAH BULAÅžICI BİR HASTALIK DEĞİL”

KOAH’ın bulaşıcı bir hastalık olmadığını dile getiren Doruk SaÄŸlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ket Alkan, KOAH’lı kiÅŸilerin çoÄŸu ya halen sigara içmekte olan ya da eskiden sigara içmiÅŸ olan kiÅŸiler olduÄŸunu her türlü tütün ürününü içmenin ise KOAH’a neden olabildiÄŸini belirtti.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ket Alkan, KOAH’la yaÅŸamda dikkat edilmesi gerekenler hakkında ÅŸunları söyledi: “Sigara mutlaka bırakılmalı, inhaler ilaçlar düzenli olarak uygun dozda kullanılmalıdır. Evin havası temiz tutulmalı, duman ve kirli havadan uzak durulmalı. KOAH ağır derecede ise kiÅŸi nefesini kısıtlı kullanmalı ve evde hayatı mümkün olduÄŸunca kolaylaÅŸtırmalıdır. Yılda en az 3 kez genel kontrol için göğüs hastalıkları uzmanına gidilmeli, nefes alıp verme kötüleÅŸtiÄŸinde, hemen hastaneye baÅŸvurulmalıdır. Sigarayı bırakmak akciÄŸerlerdeki hasarı durdurur ya da en azından yavaÅŸlatır. Sigarayı bırakmada zorluk çeken hastalarımız, sigara bırakma polikliniklerinden yardım alabilirler. Sigara bırakma polikliniklerinde; uzman hekim kontrolünde, bilimsel yöntemlerle uygulanan tedaviler sonucu baÅŸarılı sonuçlar alınmaktadır. ” açıklamasında bulundu.

KOAH tedavisinin ilaçla daimi tedavisinde, nefes yolu ile alınan inhaler ilaçların kullanıldığını aktaran Dr. Alkan, “İlaçlar bronÅŸları açarak daha kolay nefes almayı saÄŸlar. İlerlemiÅŸ KOAH’ı olan bazı kiÅŸiler oksijen ile yardımcı solunum cihazlarını kullanmaya ihtiyaç duyabilirler. AkciÄŸer rezervinin enfeksiyonlara baÄŸlı azalmasını önlemek amacıyla her yıl grip aşısı ve 5 yılda bir zatüre aşısı mutlaka yapılmalıdır.” tavsiyesinde bundu.

KOAH hastalığının ileri evrelerinde hastalar hayatını sürdürmek için yapmak zorunda olduğu en temel ihtiyaçlarını bile yapmakta zorlandıklarını söyleyen Dr. Alkan, yürümek, ev içinde odadan odaya geçmek, giyinmek, soyunmak, tıraş olmak, banyo yapmak, merdiven çıkmak gibi hareketlerin bile hastayı nefes nefese bıraktığını kaydetti.

Cihan